öğrenme sanatı
Her şeyi doğru yapıyorsunuz. Peki sonuç neden yerinden kıpırdamıyor?
Anki kullanıyorsunuz, active recall yapıyorsunuz, spaced repetition'a uyuyorsunuz — yine de takılıp kaldınız.
Her şeyi doğru yapıyorsunuz.
Flashcard hazırlıyorsunuz. Anki'yi açıp her gün tekrar yapıyorsunuz. Active recall, spaced repetition — "kanıta dayalı" diye duyduğunuz ne varsa hepsine uyuyorsunuz.
Yine de sonuç sanki hep aynı yerde takılı kalmış.
İşte o zaman aklınızda tek bir cümle dönüp durur — "Demek ki kusur bende. Galiba yeterince başarılı olamıyorum."
Biraz durun. Mesele bu kadar basit değil.
Önce şunu söyleyeyim: Bu teknikler gerçekten işe yarar. Bunda hiçbir şüphe yok. Active recall ve spaced repetition kullanmayanlara göre, kullananlar açıkça daha iyi sonuç alır.
Ancak araştırmalarda, zaten iyi durumda olanların daha fazla flashcard çevirerek daha da iyi olacağına dair güçlü bir kanıt yoktur. Hatta bazı araştırmalar bunun tersine işaret eder.
İyi ile en iyi arasında çok büyük bir fark vardır.
Konuyu anlamak için günlük hayattan bir örnek vereyim. Diyelim ki eviniz o kadar dağınık ki tek bir çorap bulmak 30 dakika sürüyor. Bir saat toparlanırsanız artık çorabı 30 saniyede bulursunuz — muazzam bir ilerleme!
Ama bu kez evi tamamen kusursuz hâle getirmeye kalkarsanız üç dört saat daha gider, oysa çorap bulmak olsa olsa beş saniye hızlanır.
İlk bir saatte büyük kazanç elde edilir, sonra emek arttıkça kazanç azalır. Buna diminishing returns denir.
Peki asıl mesele nerede?
Öğrenmenin iki aşaması vardır —
Encoding — bilginin zihninize ilk seferde ne kadar derin işlediği. Retrieval — o bilgiyi sonradan ne kadar kolay geri çağırabildiğiniz.
Flashcard tekrarı yaparak yalnızca retrieval çalışıyorsunuz. Oysa çoğu öğrencinin asıl sorunu encoding'dedir.
Zayıf encoding ne demek? Kovada delik olması demek. Beyin sürekli unutmak istiyor, siz de aynı şeyi defalarca zorla içeri tıkıştırıyorsunuz. Aynı şeyi üç kez, beş kez. Yani üç beş kat daha fazla emek — sıkıcı, yorucu ve sonuç gelmezse gerçekten moral bozucu.
Bir düşünün — ilk öğrenirken bilgiyi en güçlü şekilde yerleştirebilseydiniz ve altı ay boyunca unutmasaydınız? Sınava hazırlanmak ne kadar kolay olurdu.
Bu kadar kusursuz olması elbette mümkün değil. Ama çoğu öğrencinin sandığından çok daha yakınına ulaşmak mümkün.
Ve en büyük müjde şu — encoding gücü doğuştan değildir. Neuroplasticity sayesinde eğitimle geliştirilebilir.
Bugünden itibaren beş şeyi deneyin —
1. Biraz rahatsızlık bırakın. Encoding için cognitive load gerekir. Okurken biraz kafa karışıklığı ve rahatsızlık hissetmek iyi bir işarettir. Sıkılmak ve uyuşukluk ise tekniğin pasif ve etkisiz olduğunu gösterir — hemen değiştirin.
2. Hemen bağlayın. Yeni bir şey okuduktan hemen sonra sorun — "Bu neye benziyor? Önceden bildiklerimle nerede uyuşuyor, nerede uyuşmuyor?" Bu bağlantı kurma işi tam olarak encoding'dir.
3. Öğrenirken değerlendirin. Sonra değil, tam o anda sorun — "Bu neden önemli? Bu olmasaydı ne olurdu?" Değerlendirme yaptığınızda bilgi çok daha derine yerleşir.
4. On yaşındaki bir çocuğa anlatın. Tekrar tekrar okumak zayıf bir yöntemdir; başkasına öğretmek güçlüdür. Zihninizde bir çocuk hayal edip ona anlatmayı deneyin — nerede takılıyorsanız, eksiğiniz orasıdır.
5. Flashcard'ı yerine koyun. İsim, tarih, tanım, formül — bu tür birbirinden kopuk ayrıntılar için flashcard harikadır. Ama temel kavramları flashcard'a dökmeye çalışmayın; onlar anlayarak, bağlayarak, uygulayarak öğrenilir.
Son bir söz. Önümüze yalnızca başarılıların hikâyeleri çıkıyor — Dunning-Kruger, success bias ve availability bias birleşip algımızı bozuyor. Birinin başarılı olduğu yol, tek yol değildir.
Bu yüzden açık fikirli düşünün, kendinize karşı sabırlı olun ve pes etmeyin.
Yarın 04. gün — nöroplastisite, yani beyni yeniden inşa etmenin beş şartı.
Allah bize faydalı ilim nasip etsin. Amin.
Bu yazı "Öğrenme Sanatı" kitabından bir bölümle ilgilidir. Kitabın bütün yapısı, diğer bölümler ve ilim, dua ve rukye kısmı kitapta yer almaktadır — Kitabı görün
Daha fazla oku
10 saat okudunuz. Öğrenilen ise 1 saatlik oldu.
Kimsenin size öğretmediği bir hesap var — oysa her şeyi belirleyen tam da bu.
Asıl engeliniz tam olarak nerede?
Herkes bir teknik arıyor. Ama yanlış yere teknik uygulandığında hiçbir şey değişmez.
“Benim kafam böyle” — Bu söz doğru değil
Öğrenme kapasiteniz sabit değil. Bilim, beynin yeniden şekillendirilebileceğini söylüyor.